Makale

Home  >>  Makaleler  >>  Makale

Makale

10
Oca,2012

0

DEPRESYON DÜZEYİ YÜKSEK PARÇALANMIŞ AİLE ÇOCUKLARIYLA YAPILAN EĞİTSEL GRUP OYUNLARININ DEPRESYON DÜZEYLERİNE ETKİSİ

Yard. Doç Dr. Gülnur BAYEZID      Uzm. Psik.Danışm.Arzu ÖZAĞI

ÖZET
Bu araştırmada, depresyon düzeyi yüksek parçalanmış aile çocuklarıyla yapılan eğitsel grup oyunlarının bu çocukların depresyon düzeyi üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu amaçla, İzmir ili Konak ilçesinde 2006- 2007 eğitim öğretim yılında MEB’e bağlı resmi ilköğretim okullarında 3. ve 4. sınıf düzeyleri arasında öğrenim gören parçalanmış aile çocuklarına çocuklar için geliştirilmiş Kovaks Depresyon Ölçeği uygulanarak örneklem seçilmiştir. Depresyon düzeyi yüksek ve katılmaya istekli olan on sekiz öğrenci alınmış, bunlardan dokuzu deney dokuzu da kontrol grubunu oluşturmuştur.  Deney grubuna 10 hafta boyunca haftada bir gün eğitsel oyun çalışmaları yapılmıştır. Araştırmaya katılan çocukların ailelerinin ve yakın arkadaşlarının, araştırma öncesinde ve sonrasında yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile görüşleri alınmış, deney grubuna çalışma sonrasında aile resmi çizdirilmiştir. Sonuç olarak, eğitsel oyun çalışmalarına katılan çocuklar ile bu çalışmaya katılmayan çocukların depresyon düzeyini belirten puanlar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Nitel veriler değerlendirildiğinde çalışmalara katılan çocukların özellikle aileleri, öğretmenleri ve arkadaşlarıyla ilişkilerinde girişken davranmaya, haklarını savunmaya, duygularını ve düşüncelerini daha rahat ifade etmeye, bazılarının saldırgan davranışlarını kontrol etmeye başladıkları ve özgüvenlerinde artış olduğu veliler ve öğrencilerin yakın arkadaşları tarafından belirtilmiştir. Ayrıca eğitsel oyun çalışmalarına başlamadan önce ve çalışmaların bitiminde deney grubundaki çocuklara aile resmi çizdirilmiştir. Aile resimleri incelendiğinde, son resimlerde öncekilere kıyasla, aile üyelerinin sayısı arttığı, insan figürlerinin beden kazanmaya başladığı ve daha sıcak renkler kullanıldığı gözlemlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Parçalanmış Aile,  Çocukluk Depresyonu, Eğitsel Oyun

ABSTRACT
This research aims to study the effects of educational group  on the depression levels of the children of split families.  To select the sample for the research, the 3rd and 4th graders attending the public primary schools in Konak, Izmir, were administered “The Kovaks Depression Scale”, particularly developed for the children of split families, in the 2006-2007 academic year.Eighteen voluntary students with high levels of depression were selected, nine of whom formed the control group.  The students in the experimental group participated in educational games once a week during 10 weeks.  The children’s parents and close friends were interviewed through the semi-structured interview technique before and after the experiment, and the experimental group was asked to draw pictures of families after the experiment. According to the results of the research, the scores concerning the depression levels of the children who participated in the educational games and of those who did not vary significantly.  According to the results of the qualitative analyses, the children who participated in the experiment have started to be pushier in their relations especially with their families, teacher and friends, to defend their own rights and to express their feelings and ideas more comfortably.  Some participants’ parents and close friends say that they started to control their aggressive behaviors and have more self-confidence.In addition, the children in the experimental group were asked to draw pictures of their families before and after the experiment.  When the pictures of families are studied, it is seen that the number of the members of families have increased, that the human figures look more like humans, and that hotter colors were used in the pictures drawn at the end of the experiment.
Key Words: Split Families, Depressed Children, Educational Group play

GİRİŞ

Çocuğun sağlıklı bir kişilik geliştirmesinde, fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşılamasında kendini gerçekleştirmesi ve başarılı olabilmesinde ailenin etkisi önemlidir. Ayrıca aile, çocuklarının yaşamları boyunca akademik ve sosyal alanda başarılı olabilmelerinin de temelini oluşturmaktadır. Günümüzde boşanmanın gitgide artması ve toplumumuzda ailelerin parçalanması ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmakta, parçalanmış ailelerin çocuklarının yaşadıkları duygusal problemler yoğunlaşmakta ve bu nedenle de çocuklara yönelik yapılması gereken psikolojik destek daha fazla önem taşımaktadır.
Günümüzde boşanma, aile fertlerinden birinin ölümü ya da evi terk etmesi gibi durumlar çocuklarda depresyona benzer belirtilerin ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir. Parçalanmış ailelerin çocuklarıyla yapılan araştırmalara bakıldığında, bu çocukların özgüvenlerinin ve benlik saygılarının daha düşük; depresyon düzeylerinin ise daha yüksek olduğu görülmektedir. Ailedeki parçalanma, boşanma ile olabildiği gibi ebeveynlerden biri ya da her ikisinin ölümü ile de olabilmektedir. Her iki etken de çocuklukta depresyonu tetikleyici unsurlar olarak karşmıza çıkmaktadır.  (Amato, 1991; Aslıhan, 1998; Çelikoğlu, 1997; Dong ve ark., 2002; Erim, 2001; Fisher, 2002; Frost ve Pakiz, 1990; Kelly, 1975; Kalter ve Richmer, 1989; Liv, 2003; Marmorsteine ve Locano, 2002; Parish, 1987; Simons ve ark.,1999; Wang, Russel, 2001; Yogla, 2001).
Depresyon, çocuk yaştaki bireylerde yetişkin bireylerden farklı bir şekilde kendini göstermektedir. Çocukluk depresyonu uzun yıllar ihmal edilen psikolojik bir problem olmuştur. Günümüzde çocukluk depresyonu artık  fark edilmiş ve yetişkinlerden farklılık gösteren çocukluk depresyonunun sebepleri hakkında bilgiler arttıkça, olası depresyonun önüne geçebilmek için destek programları oluşturulabilmiştir.
Çocuklarda oyun, ruhsal yönden büyüme ve gelişmeyi sağlayan çok önemli bir unsurdur. Çocuk oyun yolu ile kendisini daha rahat ifade edebilmekte ve karşısındaki kişi ile daha rahat ilişki kurabilmektedir. Akranlar ile oyun oynama sosyal ilişkinin kazanılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Grupla oyun aktiviteleri çocuğun sosyal ve duygusal gelişimini sağlamaktadır. Oyun grubunda çocuk sosyal ortama uyum göstermeyi öğrenmekte, bunun için birçok sosyal ilişki biçimini öğrenmesi gerekmektedir. Çocuğun daha dışa dönük olmasını sağlayan oyun içinde çocuk grup ortamında özellikle rol oynama yoluyla kendini çevresine karşı ifade etme olanağı bulmaktadır. Kendini ifade etme olanağı bulan ve bunu doğru yanlış kaygısı yaşamadığı bir ortamda gerçekleştiren çocuğun özgüveninde de bir gelişme olmaktadır. Özellikle ilköğretim çağındaki çocukların gelişimsel dönemiyle bağlantılı olarak oyun büyük önem taşımaktadır. Bu gelişim dönemindeki parçalanmış aile çocuklarına yapılacak psikolojik danışmanlığın, destekleyici oyun niteliğinde yapılmasının bu çocuklar için hem yararlı olacağı hem de istekle katılımı sağlayacağı düşünülmüştür.
Okullarda boşanmış anne babaların çocuklarının sayısının gitgide artması, burada görev yapan psikolojik danışmanların bu çocuklara yönelik yapacakları psikolojik destek programlarını geliştirmelerini zorunlu kılmaktadır. Oyunun rehberlik ve psikolojik danışmanlık servisinde kullanılması ise üzerinde az çalışılan bir konudur, bu yöntemle bir yardımın ciddiye alınmayacağı düşünülebilmektedir. Oysaki bu yaştaki çocuklar için düzenlenen eğitsel programların büyük çoğunluğu oyun niteliğindedir. Bu çerçevede parçalanmış aile çocuklarına yönelik oyun niteliğinde yapılandırılmış yeni destek programlar oluşturulması için, bu çalışmanın öncülük edeceği ümit edilmektedir. Bu konu koruyucu ruh sağlığı açısından önemlidir.
Parçalanmış ailelerin depresyon düzeyi yüksek çocuklarına yapılacak destek programlarında grup oyunları düzenleme çalışmalarının, bu çocukların yaşadıkları problemler ve uyum güçlüklerinin giderilmesinde, oldukça pratik ve uygulanabilir bir çalışma örneği oluşturacağı düşünülmektedir. Böylelikle okul rehberlik servisinde görev yapan psikolojik danışmanlar, rehberlik araştırma merkezleri bu çocuklarla yapılacak çalışmalarda daha somut bir yol izleme imkanı bulabilecekler ve grup çalışmaları yoluyla kısa zamanda çok sayıda öğrenciye ulaşabileceklerdir.
İşte bu nedenlerle, bu çalışmada parçalanmış ailelerin çocuklarının duygularını ifade etme ve özgüvenlerini geliştirmeye yönelik planlanan grup oyunlarının bu çocukların olumsuz düşünceleri, genel umutsuzluk ve depresyon düzeylerinin azaltılmasında katkı sağlayacağı, ülkemizde bu gibi çocukların koruyucu ruh sağlığının gözetilmesine yardımcı olacağı ve ilgili alan yazına katkıda bulunacağı düşünülmektedir.
Bu araştırmanın amacı, uygulanan grup oyunları ile parçalanmış aile çocuklarının depresyon düzeylerinin etkisini incelemektir.
Araştırmada “Depresyon düzeyi yüksek, parçalanmış aile çocuklarına uygulanan eğitsel grup oyunlarının bu çocukların depresyon düzeylerinin azalmasında etkisi” problemi ele alınarak şu alt problemlere yanıt aranmıştır:
1. Eğitsel oyun grubu çalışmalarına katılan öğrencilerin depresyon düzeyleri kontrol grubundakilere kıyasla azalacak mıdır?
2. Eğitsel oyun grubu çalışmalarına katılan öğrencilerin ebeveynleri, yapılan uygulamalar sonrasında çocuklarının kişisel özelliklerinde bir değişiklik olduğunu belirtecekler midir?
3. Eğitsel oyun grubu çalışmalarına katılan öğrencilerin ebeveynleri, yapılan uygulamalar sonrasında çocuklarının arkadaşlarıyla ile ilişkilerinde bir değişiklik  olduğunu belirtecekler midir?
4. Eğitsel oyun grubu çalışmalarına katılan öğrencilerin ebeveynleri, yapılan uygulamalar sonrasında çocuklarının aile içi ilişkilerinde bir değişiklik olduğunu belirtecekler midir?
5. Eğitsel oyun grubu çalışmalarına katılan öğrencilerin ebeveynleri, yapılan uygulamalar sonrasında çocuklarının öğretmenleriyle ilişkilerinde bir değişiklik olduğunu ifade edecekler midir?
6. Eğitsel oyun grubu çalışmalarına katılan öğrencilerin ebeveynlerinin, bu çalışmanın çocukları üzerindeki olmasını istedikleri etki beklentileri karşılanmakta mıdır?
7.  Eğitsel oyun grubu çalışmalarına katılan öğrencilerin yakın arkadaşları, yapılan uygulamalar sonrasında çocukların genelde bulundukları duygu durumuyla ilgili olarak bir değişiklik ifade etmekteler midir?
8. Eğitsel oyun grubu çalışmalarına katılan öğrencilerin yakın arkadaşları, yapılan uygulamalar sonrasında bu çocukların arkadaşları ile ilişkilerinde bir değişiklik olduğunu ifade etmekteler midir?
9. Eğitsel oyun grubu çalışmalarına katılan öğrencilerin yakın arkadaşları, yapılan uygulamalar sonrasında çocukların öğretmenleri ile ilişkilerinde bir değişiklik olduğunu ifade etmekteler midir?
10.  Eğitsel oyun çalışmalarına katılmadan önce ve  katıldıktan sonra çocukların yaptıkları aile resmi çiziminde belirgin bir değişiklik görülmekte midir?
YÖNTEM
Araştırmanın  evreni  İzmir ili Konak Bölgesindeki 2006-2007 eğitim öğretim yılında MEB’e bağlı resmi ilköğretim okullarında 3. ve 4. sınıf düzeyleri arasında öğrenim gören,  depresyon düzeyleri ölçek sonucuna göre saptanmış  depresyon düzeyi yüksek parçalanmış aile çocuklarıdır. Araştırmanın örneklemi ise bu çocuklar arasından seçilmiş çalışmalara katılmaya istekli olan onu kız, sekizi erkek onsekiz öğrencidir, bu öğrencilerin altısı III. sınıf,  onikisi IV. sınıf öğrencisidir.. Bu öğrencilerden dokuz tanesi deney (5K- 4 E) ( 3kişi III. Sınıf_6 kişi IV. Sınıf) ; diğer  dokuz tanesi ise kontrol grubu(5K- 4 E)   ( 3kişi III. Sınıf_6 kişi IV. Sınıf) olarak belirlenmiştir.
Araştırmada veriler, öğrenci grubunu tanıma amacı ile geliştirilen kişisel bilgi formu, (Kişisel Bilgi Formu Ek-1) ve çocuklar için geliştirilmiş Kovaks Depresyon Ölçeği ile öntest son test deney ve kontrol gruplarındaki değişimleri ölçmek için yine Kovaks Depresyon Ölçeği (Depresyon Ölçeği Ek-2) ile öğrencilerin ailelerine (Yarı Yapılandırılmış Görüşme Ek-3) ve çocukların yakın arkadaşlarına uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği (Yarı Yapılandırılmış Görüşme Ek-4) ile toplanmıştır. Öğrencilerin aktif olarak katılımda bulundukları eğitsel oyun grup çalışmalarının, kişisel özellikleri, aile, arkadaş ve öğretmenleriyle ilişkileri üzerindeki etkisini anlayabilmek için aileler ve çocukların yakın arkadaşları için hazırlanmış açık uçlu soruların yer aldığı görüşme protokolü geliştirilmiştir. Bu görüşme protokolü çalışmalar bittikten iki hafta sonra ebeveynlerle ve çocukların yakın arkadaşlarıyla yapılan bireysel görüşmelerde kullanılmıştır. Görüşme protokolünün içerik geçerliliği için uzman ve alanda çalışan öğretmen görüşlerine başvurulmuştur. Görüşme protokolü ile sözel veriler toplandığı için protokolün güvenilirliği yerine görüşmecinin doğru, geçerli bilgi toplaması ve öğrencilerin açık, dürüstlükle bilgi vermesi üzerinde durulmuştur.
Bu nedenle sözel verilerin analizinde analiz yapan kişinin güvenilirliğinin hesaplanması için araştırmacının veri kodlama güvenilirliğine bakılmıştır. Bunun için verilerin önceden hazırlanmış kategorilere kodlanması sürecinde analizi yapan araştırmacının güvenilirliği için, uyuşum yüzdesi hesaplanmıştır.
Son olarak deney grubu çocuklarına uygulanan projektif testlerden, resim çizme testi içinden seçilen sadece aile resmi çizdirme kullanılmıştır.  Bu projektif ölçeğin gözlem ve çocuğa uygulanan ölçeğin bir tamamlayıcısı olması beklenmektedir.  Psikanalitik modele göre derin sembol açımlamalarını kapsayan bir şekilde yorum yapılmamış, ön ve son çizimlerde görülen çarpıcı farklılıkları belirleme tarzında betimsel bir yaklaşım kullanılmıştır. Gardner (1980) çizimin sebebinin duyguları ifade etmek olduğunu söylemiştir (Akt: Yavuzer, H., 1992).
BULGULAR VE YORUM
1.    Alt Problem
Eğitsel oyun grubu çalışmalarına katılan öğrencilerin depresyon düzeyleri kontrol grubundakilere kıyasla değişiklik göstermekte midir?
Tablo-1 Deney ve Kontrol Grubu Depresyon Ölçeği Sontest Karşılaştırmalarına İlişkin U Testi Sonucu
Grup    n    Sd    Ort.    Sıra ort.    Sıra Top.    U    p
Deney
9    5.17    35.55    5,44    49,00    4,00    ,001
Kontrol
9    3.08    48.66    13,56    122,00

Depresyon düzeyi yüksek parçalanmış aile çocuklarından eğitsel grup oyunlarına katılanlarla, böyle bir çalışmaya katılmayanların uygulama sonrasındaki depresyon düzeyi ölçeğinden aldıkları puanların Mann Whitney U-Testi sonuçları Tablo.7’de verilmiştir. Buna göre 10 haftalık bir deneysel çalışma sonunda eğitsel oyun çalışmalarına katılan çocuklar ile böyle bir çalışmaya katılmayan çocukların depresyon düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. (U= 4,00, p<0.05) Sıra ortalamaları dikkate alındığında eğitsel oyun çalışmalarına katılan çocukların, uygulamalara katılmayan çocuklara göre depresyon düzeylerinin daha düşük olduğu anlaşılmaktadır. Bu bulgu depresyon düzeyi yüksek parçalanmış aile çocuklarıyla yapılan eğitsel oyun çalışmalarının, çocukların depresyon düzeylerinin azalmasında etkili olduğunu gösterir niteliktedir. Layne ve arkadaşları da (2003) 3. ve 8. sınıf düzeyleri arası  198 öğrenci üzerinde yaptıkları çalışmada  depresyon düzeyini  üç ay süren terapi grupları ve aile eğitimi ile azaltabildiklerini ifade etmişlerdir.
2. Alt Problem
Eğitsel oyun grubu çalışmalarına katılan öğrencilerin ebeveynlerine göre, yapılan uygulamalar sonrasında çocuklarının kişisel özelliklerinde bir değişiklik olduğunu var mıdır?
Velilerin çocuklarının kişisel özelliklerine ilişkin görüşleri incelenmiştir. Buna göre eğitsel oyun çalışmalarından önce veliler toplam 39 görüş bildirmişler ve bu görüşlerin %17.9’unu çocukların “çekingen olduğu” ifadesi oluşturmuş, bunu  %15.3 oranda “pasif, hakkını savunmada güçlük ve duygu düşüncelerini rahat ifade edememe” gibi özellikleri takip etmiştir.  Yapılan çalışmalardan sonra  ise velilerin belirttiği toplam 29 ifadeden %20.6’sını çocukların  “girişken, yakın ilişkiler kurabilmeye başlaması” oluşturmaktadır. Bunu,  yine  %20.6 oranında,  “çocukların hakkını savunmaya ve duygu düşüncelerini rahat ifade edebilmeye başlaması” şeklinde belirtilen veli ifadeleri izlemektedir. Bunun dışında eğitsel oyun çalışmalarından önce veliler çocuklarıyla ilgili olarak toplam 39 ifadenin %12.8’inde “özgüven düşüklüğü” ve yine aynı oranda “saldırgan davranışlar”  (% 12.8) ifade ederken, çalışmalardan sonra belirttikleri toplam 29 ifadenin %20.6’sında çocuklarının “özgüvenlerinde artma” olduğunu söylemişler ve herhangi bir saldırgan davranış belirtmemişlerdir. Son olarak çalışmalardan önce veliler toplam ifadelerinin %5.1’i oranında çocuklarının kaygı düzeyindeki yükseklik üzerinde dururken, çalışmalardan sonra yapılan görüşmede kaygı düzeyinin yüksekliğiyle ilgili bir ifadede bulunmamışlardır.
3. Alt Problem
Eğitsel oyun grubu çalışmalarına katılan öğrencilerin ebeveynlerine göre, yapılan uygulamalar sonrasında çocuklarının arkadaşlarıyla ile ilişkilerinde bir değişiklik  var mıdır?
Velilerin, çocuklarının arkadaş ilişkileriyle ilgili görüşleri  incelenmiştir. Buna göre eğitsel oyun çalışmalarından önce veliler toplam 20 görüş bildirmişler bu görüşlerin  %35’ini çocuklarının  arkadaş ilişkilerinde “uyumlu” özellikler göstermeleri oluşturmaktadır. Yapılan çalışmalardan sonra da velilerin çocuklarının arkadaş ilişkileriyle ilgili olarak belirttikleri toplam 22 ifadesinin  %22’sinde bu “uyumlu” özelliklerin devam ettiği görülmüştür. Çalışmalara başlamadan önce veliler toplam ifadelerinin %30’u oranında  çocuklarının arkadaş ilişkilerinde “çekingen” olduğunu belirtirken; çalışmalardan sonra yapılan görüşmede toplam ifadelerinin %31.8’inde çocukların “girişken, yakın ilişkiler kurabilme” gibi özellikler göstermeye başladıklarını belirtmektedirler. Bunun dışında eğitsel oyun çalışmalarından önce bazı veliler toplam ifadelerinin %20’sinde  çocuklarının arkadaş ilişkilerinde “öfke denetiminde güçlük” yaşadıklarını belirtirken; %15’inde ise  “pasif ve hakkını savunmada güçlük” yaşadıklarını vurgulamışlardır. Eğitsel oyun çalışmalarının ardından ise toplam 22 veli ifadesinin %13.6 ‘sını çocuklarının “tepkisel davranışlarını kontrol edebildiği” ve %18.1’ini “hakkını savunabildiği” görüşleri oluşturmaktadır. Son olarak eğitsel oyun çalışmalarından sonra velilerin görüşleri incelendiğinde toplam ifadelerinin % 9’unda çocuklarının arkadaş ilişkilerinde yaşadıkları tartışmalarda “arabulucu” bir görev üslendiklerini belirttikleri görülmüştür.
4. Alt Problem
Eğitsel oyun grubu çalışmalarına katılan öğrencilerin ebeveynleri, yapılan uygulamalar sonrasında çocuklarının aile içi ilişkilerinde bir değişiklik olduğunu belirtecekler midir?
Velilerin, çocuklarının öğretmenleriyle ilişkileri konusundaki görüşleri incelenmiştir.  Eğitsel oyun çalışmalarından önce velilerin belirttiği toplam 20 ifadenin %35’ini öğrencilerin “çekingen” olduğu görüşü oluşturmaktayken çalışmalardan sonra yapılan görüşmede toplam 16 ifadenin %31.2’sini çocukların “girişken, yakın ilişkiler kurabilir oldukları” ve %25’ini “duygu düşüncelerini rahat ifade edebiliyor oldukları” gibi özellikler oluşturmaktadır.
Diğer taraftan velilerle çalışmalar başlamadan önce yapılan görüşmede, toplam ifadelerinin %30’unu çocukların “derslere katılımında, sorumluluk almada isteksiz oldukları” %25’ini “ders başarılarının düşük olduğu”, %10’unu “derslerde dalgınlık, konsantrasyon eksikliği gösterdikleri” şeklindeki görüşler oluşturmaktadır. Eğitsel oyun çalışmalarının ardından veliler yapılan görüşmede ise belirtilen toplam 16 ifadenin %18’inde çocuklarının “daha fazla sorumluluk aldığı” ve  %18.7’sinde derslere katılımda kimi zaman istekli, kimi zaman isteksiz oldukları şeklindeki  ifadeler yer almaktadır.  Son olarak eğitsel oyun çalışmalarından sonra yapılan veli görüşmelerinde toplam ifadelerin %6.25’ini çocuklarındaki “çekingen” davranışların devam ettiği ifadeleri oluşturmaktadır.
5. Alt Problem
Eğitsel oyun grubu çalışmalarına katılan öğrencilerin ebeveynleri, yapılan uygulamalar sonrasında çocuklarının öğretmenleriyle ilişkilerinde bir değişiklik olduğunu ifade edecekler midir?
Velilerin, çocuklarının aile içi ilişkileriyle ilgili görüşleri incelenmiştir. Eğitsel oyun çalışmalarından önce velilerin belirttiği toplam 22 ifadenin %36.3’ünü çocuklarının ailelerine karşı “hakkını savunmada güçlük” ve %31.8’ini “duygu ve düşüncelerini, sorunlarını paylaşmada güçlük” ifadeleri oluşturmaktadır. Çalışmalardan sonra yapılan görüşmede ise velilerin belirttiği toplam 15 ifadenin %33.3’ünü çocuklarının “duygu düşüncelerini rahat ifade edebilme” ‘ye ve yine aynı oranda %33.3’ünü “hakkını savunabilme” ‘ye başlaması oluşturmaktadır.  Bazı veliler toplam ifadelerinin %6.6’sında çocuklarının aile içinde  “duygu düşüncelerini ifade etmede güçlük” yaşamaya devam ettiğini belirtmişlerdir. Diğer taraftan eğitsel oyun çalışmalarından sonra veliler toplam ifadelerinin  %13.3’ünü çocuklarının aile içinde “tartışmalarda arabulucu” olmaya başladıkları görüşü oluşturmaktadır.
6. Alt Problem
Eğitsel oyun grubu çalışmalarına katılan öğrencilerin ebeveynlerinin, bu çalışmanın çocukları üzerindeki olmasını istedikleri etki beklentileri karşılanmakta mıdır?
Velilerin, çalışmaların çocukları üzerindeki etkisiyle ilgili beklentileri ve bu beklentilerinin çalışmalardan sonra karşılanması, çalışmaların çocuklar üzerindeki etkisi incelenmiştir. Buna göre velilerin çalışmalardan beklentileriyle ilgili olarak  belirttikleri toplam 28 ifadenin %22.5’inde, “çocuklarının girişken özellikler göstermesi” %19.3’ünde ise “gerginliğinin azalması, rahatlaması ve eğlenmesi” ifadeleri yer almaktadır. Ayrıca velilerin toplam ifadelerinin %19.3’ünü çocuklarının özgüvenlerinin artması, %16.1’ini ise duygu ve düşüncelerini, sıkıntılarını rahat paylaşabilmesi yönündeki beklentileri oluşturmaktadır. Bunu %6.4 oranında kaygı düzeyinde azalma ve yine aynı %6.4 oranında ders başarısının artması şeklindeki beklentiler izlemektedir.
Çalışmalar bittikten sonra yapılan görüşmede ise veliler çalışmaların çocuklar üzerindeki etkisiyle ilgili görüşlerini Tablo 5.2’de belirtmişlerdir. Buna göre velilerin belirttiği toplam 38 ifadenin %23.6’sını çalışmalardan sonra çocuklarının “gerginliğinin azaldığı,  rahatladığı ve eğlendiği”;  %19.3’ünü ” kendilerine daha fazla güvenebildiği”; %18.4’ünü “girişken davranışlarda artış göstererek, yakın ilişkiler kurabildiği” ve son olarak %15.7’sini “duygu düşüncelerini daha rahat paylaşabildiği” görüşleri oluşturmaktadır. Bunun dışında da toplam görüşlerin %15.7’sinde çocuklarının “hakkını savunabildiği” ve %7.8’sinde de “tepkisel davranışlarını kontrol edebildiği” görüşü yer almaktadır.

7. Alt Problem
Eğitsel oyun grubu çalışmalarına katılan öğrencilerin yakın arkadaşları, yapılan uygulamalar sonrasında çocukların genelde bulundukları duygu durumuyla ilgili olarak bir değişiklik ifade etmekteler midir?
Çalışmalara katılan öğrencilerin kendilerinde uyandırdığı duygu durumuyla ilgili yakın arkadaşlarının görüşleri incelenmiştir. Buna göre eğitsel oyun çalışmalarından önce çocukların yakın arkadaşları, toplam 11 ifadenin %45 ‘inde çocuklarla ilgili olarak mutluluk ve %27’sinde ise üzüntü duyguları ifade etmişlerdir. Çalışmalardan sonra yapılan görüşmede ise öğrencilerin yakın arkadaşları, öğrencilerle ilgili olarak toplam belirttikleri 11 ifadenin %72.7’si  “mutluluk” ve %9.09’u ise “üzüntü” duygusundan oluşmaktadır.  Ayrıca çalışmalardan önce öğrencilerin yakın arkadaşları çocukların içinde bulundukları duygu durumuyla ilgili olarak toplam belirttikleri ifadenin %18.2’sini  “kızgınlık” ve %9.1’i “heyecan” duyguları oluştururken, çalışmaların bitiminde yine çalışmalardan önceki görüşleri ile paralel olarak %18.18’inde kızgınlık duygusu ifade etmişler fakat heyecan duygusu belirtmemişlerdir.
8. Alt Problem
Eğitsel oyun grubu çalışmalarına katılan öğrencilerin yakın arkadaşları, yapılan uygulamalar sonrasında bu çocukların arkadaşları ile ilişkilerinde bir değişiklik olduğunu ifade etmekteler midir?
Çalışmalara katılan öğrencilerin arkadaş ilişkileriyle ilgili yakın arkadaşlarının görüşleri incelenmiştir. Eğitsel oyun çalışmalarından önce çocukların yakın arkadaşlarının toplam 21 ifadesinin %42.8’sini “çekingen, içedönük, paylaşımda güçlük” oluşturmaktadır. Çalışmalardan sonra yapılan görüşmede belirttikleri 19 ifadenin %36.8’inde çocukların “çekingen davranışlarında azalma ve paylaşımcı” özellikler göstermeye başladıklarını, %10.52’sinde ise “çekingen, içedönük, paylaşımda güçlük” yaşamaya devam ettiklerini belirtmişlerdir. Diğer taraftan çalışmalardan önce çocukların yakın arkadaşlarının arkadaş ilişkileri ile ilgili olarak belirtikleri toplam ifadelerinin %19.04’ünü  “kavgacı, tepkisel, saldırgan davranışlar” ve yine %19.04’ünü “pasif hakkını savunmada güçlük” ifadeleri oluşturmaktadır. Eğitsel oyun çalışmalarından sonra yapılan görüşmelerde ise çocuklar, toplam ifadelerinin %36.84’ünde arkadaşlarının “hakkını savunmada artış” gösterdiklerini söylemişler, %10.52’ünde ise “saldırgan davranışlarını kontrol edebilme”ye başladıklarını belirtmişlerdir.  Bunu çocukların arkadaş ilişkileriyle ilgili belirttikleri toplam ifadelerinin %5.26’sı  oranında “kavgacı, tepkisel, saldırgan davranışların devam ettiği” görüşü izlemektedir.
9. Alt Problem
Eğitsel oyun grubu çalışmalarına katılan öğrencilerin yakın arkadaşları, yapılan uygulamalar sonrasında çocukların öğretmenleri ile ilişkilerinde bir değişiklik olduğunu ifade etmekteler midir?
Çalışmalara katılan öğrencilerin öğretmenleriyle ilişkileriyle ilgili yakın arkadaşlarının görüşleri incelenmiştir. Eğitsel oyun çalışmalarından önce çocukların yakın arkadaşlarının toplam belirttikleri 24 ifadenin %42.8’ini çocukların öğretmenlerine karşı “çekingen”  oldukları,  diğer taraftan %33.3’ünü ise “derslere katılmada güçlük” ve %20.83’ünü “sorumluluk almada isteksizlik” görüşleri oluşturmaktadır.  Çalışmalardan sonra yapılan görüşmede ise öğrencilerin yakın arkadaşlarının toplam belirttikleri 26 ifadenin %30.76’sının çocukların öğretmene karşı “çekingen davranışlarda azalma” %30.76’sının çocukların “derse katılımında artış” ve %26.92’sinin ise “sorumluluk almada istekli olabilme” ifadelerinden oluşmaktadır.  Bunun yanında çocukların öğretmenleriyle ilişkileriyle ilgili olarak yakın arkadaşlarının belirttiği toplam ifadelerin %7.69’unu  “sorumluluk almada güçlük”  ve %3.84’ünü ise “derslere katılmada isteksizlik” oluşturduğu görülmektedir.
10. Alt Problem
Eğitsel oyun çalışmalarına katılmadan önce ve  katıldıktan sonra çocukların yaptıkları aile resmi çiziminde belirgin bir değişiklik görülmekte midir?
Eğitsel oyun çalışmalarına başlamadan önce ve çalışmaların bitiminde deney grubundaki çocuklara aile resmi çizdirilmiştir. Psikanalitik modele göre derin sembol açımlamalarını kapsayan bir şekilde yorum yapılmamış, ön ve son çizimlerde görülen çarpıcı farklılıkları belirleme tarzında betimsel bir yaklaşım kullanılmıştır. Aile resimleri incelendiğinde son resimlerde, çoğunlukla gözlenen değişimler incelendiğinde; bazı resimlerde çizilen aile üyelerinin sayısının artmış olduğu, bazı resimlerin insan figürlerinin, başlangıçta çöp adamlar şeklindeyken beden kazanmaya başladığı ve bazı resimlerdeyse daha sıcak renklerin  kullanılmaya başlandığı görülmüştür..

SONUÇ VE TARTIŞMA
1. Araştırma sonuçlarına bakıldığında 10 haftalık bir deneysel çalışma sonunda eğitsel oyun çalışmalarına katılan çocuklar ile böyle bir çalışmaya katılmayan çocukların depresyon düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. (U= 91.500, p<0.05) Sıra ortalamaları dikkate alındığında eğitsel oyun çalışmalarına katılan çocukların, uygulamalara katılmayan çocuklara göre depresyon düzeylerinin daha düşük olduğu anlaşılmaktadır. Bu bulgu depresyon düzeyi yüksek parçalanmış aile çocuklarıyla yapılan eğitsel oyun çalışmalarının, çocukların depresyon düzeylerinin azalmasında etkili olduğunu gösterir. Bu sonuç Küçükkendirci’nin (2000) ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinde Kovaks ölçeği ile depresyon taraması sonuçlarının sosyodemoğrafik özelliklerle ilişkisini incelediği araştırma sonuçlarında, parçalanmış aile çocuklarında depresyon düzeyinin yüksek çıkmasıyla bağlantılı olarak bu çocukların sosyal destek programlarına alınmasının gerekliliği üzerinde durduğu sonuçlarla tutarlılık göstermekte, ayrıca Stolberg’in (1994) boşanmış aile çocukları ile yapılan grup çalışmalarının bu çocukların klinik semptomlarının azalmasında etkili olduğu sonuçlarla da benzerlik içermektedir. Diğer taraftan Deutsch ve Roseby (1985) araştırmalarında parçalanmış aileden gelen 4. ve 5. sınıf düzeyindeki çocuklarla sosyal rol almaya yönelik grup çalışmaları yaptığı araştırmasında ortaya çıkan, çalışmaların  depresyon düzeyi üzerinde önemli bir değişiklik yaratmadığı araştırma sonuçlarıyla farklılık göstermektedir.

2. Çocukların kişisel özellikleriyle ilgili araştırma sonuçlarında veli görüşleri  incelendiğinde; eğitsel grup oyunlarından önce çekingen, hakkını savunmada ve duygu düşüncelerini ifade etmede güçlük yaşarken,  çalışmalardan  sonra özellikle öğrencilerin girişken davranmaya ve yakın ilişkiler kurmaya, tartışmalarda haklarını daha iyi savunmaya başladıkları görülmektedir. Ayrıca çevreleriyle ilişkilerinde duygu ve düşüncelerini daha iyi ifade etmeye başladıkları ve bununla da bağlantılı olarak özgüvenlerinde artış gösterdikleri dikkati çekmektedir. Bunun dışında veliler çocuklarının daha fazla sorumlu davranış içine girdiklerini vurgulamaktadır. Bu durum, öğrencilerin grup içinde yaşadıkları deneyimler, arkadaşlarıyla kurabildikleri yakın ilişkiler ve grup içinde doğru yanlış kaygısı olmadan kendilerini rahatça ifade edebilme gibi bazı gelişmeleri, grup dışında da devam ettirmeye başlamaları olarak açıklanabilir. Ayrıca grup içinde kendilerini ifade etmelerini sağlayan bir oyun ortamı ile rahatlamaları da sağlanmış ve bu da çocukların gerginliklerinin kaybolmasıyla ilgili olarak çevreleriyle ilişkilerinin artmasını etkilemiş olabilir. Bu sonuçlar Daubrova’nın (1994) çocuk merkezli grupla oyun terapisinin bu çocukların empati ve öz farkındalık gibi bazı sosyal yönlerini geliştirdiğini ortaya çıkardığı araştırma sonuçları ile tutarlılık göstermekt

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir